Kayıtlar

Angela'nın Külleri: İrlanda'nın En Soğuk, En Acı ve En Komik Anlatısı

Resim
Bir hayat düşünün, o acıları arasında size içinden dışına mırıldanır ama siz o esnada hüngür hüngür ağlarsınız. Ve devam eder siz kızar veya bak ben bunu böyle yapmayacağım dersiniz ve hayatınıza bir küpe saklarsınız. Ve yine devam eder ve siz kinlenirsiniz, kurtuluş ararsınız ama kader ilerliyordur o esnada. Zamanla göğüs kafesiniz açılır ve siz "ben bu sayfalarda ne yaşadım be" dersiniz.  İşte Frank McCourt'tun Dublin'in yoksul sokaklarında ailesi ile başlayan o dokunulması gereken yaşamı... Bazı kitaplar vardır ki okuduktan sonra uzun süre içinden çıkamazsın. Angela'nın Külleri (Angela's Ashes) tam da öyle bir kitap. Frank McCourt’un 1996’da yayımlanan, Pulitzer Ödülü almış otobiyografik başyapıtı… Ama “başyapıt” derken sadece edebi anlamda değil; insanı hem ağlatan hem de kahkahalara boğan nadir eserlerden biri. O bir öğretmen ve yazardı (Frank McCourt - 2009) Kitap, Frank’in kendi çocukluğunu anlatıyor. 1930’lar...

Yetim Baba Kitap İncelemesi - Bir Gönül Yolculuğu

Resim
Yetim Baba – İskender Asaf | Bir Gönül Yolculuğu ve Karanlığın İçinden Geçerken Kalbini Kaybetmemek...   Üsküdar'da başlayıp boğazda vapurda çay içerek geçtiğiniz Galata sokaklarında dolaşacağınız bir kitap. Bir kitap okudum ve sizler için de kısa bir analiz yazmak istedim. İlk sayfalar yüreğimi sızlattı. Ana karakterin hayatı derin bir travmayla başlamıştı. Hayat yine acımasızdı, ama o artık çizdiği yolda emin adımlarla ilerliyordu – büyük bir tasavvufi destekle. Karakterin yaşamı içinde evrilen düşünce yapısı, kendi merhametinin getirdiği başka merhametli insanlarla karşılaşarak büyümesi çok etkileyiciydi. İnanç önce yüreğini, sonra düşünce yapısını ve insanları tanıma becerisini büyütmüştü. Öyle bir büyüme ki; hem karakter, hem inanç, hem de çevresi aynı anda dönüşüyordu. Yetim olan biri, artık Yetim Baba oluyordu. Kitap tüm duygularımı harekete geçirdi: Önce hüzün, sonra umut. Her sayfada başka hayatların sıkıntılarını fark edip toplumsal bir analize geçiyordum. Karakterler ar...

Duygularınızı güçlendirin, kendinizi zenginleştirin - Altı Kitap Altın Değer

Resim
  Merhaba kıymetli okurlar, okumak isteyenler ve hayatın kısır döngüsünde kendini kaybedip bir arayış bekleyenler... Okumak mı tanımak mı?  Yoksa okuyarak tanımak mı? İnsanları ve hayatı tanımak için yaşlılığı beklemeye ihtiyacımız var mı sizce? Aslında ikisi de bir. Ama günümüzde insanları tanımak biraz sosyal olmak biraz da iş, eğitim ve çevresel zorunluluklarla bir araya gelme gereksinimleriyle kısıtlı bir hale gelmektedir. Arkadaşlıklar ise sadece kısır bir döngüde belirli bir çevrede sürekli dolaşmak anlamı taşımaktadır.  İşte tam da bu anda okumanın önemini görüyoruz. Zira artık kitaplar insanı, hayatı ve duyguları tanımanın en güzel ve zahmetsiz yanı oluyor.  Zahmet demişken dışarıda bir tanıdığınla geçirdiğin kadar iki kahve parasına bir zahmet, birini dinlerken ki kadar biraz okuma zamanı ayırmak kadar bir zahmet.  Bunlara zahmet derken zaten hayat içinde her isteğimiz için de bir zahmet çekmiyor muyuz.  Şimdi size üç sırada insanları ve duyguları ...

İskender Asaf Kim? - Yetim Baba Romanı Ne Anlatıyor?

Resim
                     Yetim Baba'yı okuyup hayata dair bir çok şeyi bulanların diğer adresi yazarını merak etmek oluyor. Peki İskender Asaf kimdir? Maalesef biz de öğrenmek istiyoruz.                      Dirilişin merkezimizin yüreğimiz ve hayata karşı dik duruşumuz olduğunu yaşatarak gösteren bir romandan öte yeni bir merakla başbaşayız!                      Yazara dair bir bağlantıya ulaşamasak da bu merakın asıl sebebinin okuduğumuz kitabındaki sosyal, tasavvuf, dini, siyasi farklı bakışı ve global ölçekte siyon dağının çocuklarının (yazarın kastını hepimiz anlıyoruz tabi ki) günümüzde ortaya dökülen ve sonunun yaklaştığını gösteren vurguları oluyor.                      Bu merakla buyurun Yetim Baba inceleme yazımızı okuyabilirsiniz...